Ana Sayfa
 
ERKAN KARAGÖZ'ÜN KİTAPLARI

          
    

Benim önerim 18-20 yaşındayken yaptığınız gibi akla hayale gelmez değişik şeyler yapmanız olacaktır. O zaman günleriniz, o zaman ömrünüz uzayacaktır. Kalkın bir sabah karınıza askerdeyken yazmış olduğunuz mektupları unutun, oturun yeni bir şeyler yazın. Ya da toplayın çocuklarınızı, torunlarınızı dizinizin dibine; bir masalcı nine gibi masal anlatmayı deneyin, yazın bir şeyler. Yeniden üretmenin hazzını yaşayın. Yazmanın -ya da yaşamanın- öneminin o zaman ayırtına varacaksınız belki de. O zaman yazmanın ne denli zor olduğunu, saatlerce yaptığınız ağız dalaşının belki de en kısa cümlesini bile kurmanın, yazıya dönüştürmenin ne denli zor olduğunu göreceksiniz.

O zaman bir günün; bırakın bir günü, bir saatin bile ne denli uzun olduğunu anlayacaksınız. Belki de o zaman bir günü dolu dolu yaşamanın ne demek olduğunun, hızla akıp gittiğini düşündüğünüz zamanın ne denli ağır işlediğinin ayırtına varacaksınız.

Kendinize, benim bir geçmişim var. İyi de giderken arkamda bırakacaklarım bu geçmişten ne kadarını bileceklerdir. Utançlarım öfkelerim, sıkıntılarım, acemiliklerim benimle kalmak zorunda mıdırlar? Diye sorun.
Bir de neden onları başkalarıyla paylaşmayı denemediğinizi.