AHMET ALTAN'A YANIT
AH AHPARİK
Sayın Ahmet Altan 6.Eylül tarihli Taraf’ta yine iddialı bir yazı yazmışsınız. Bağışlayın ama iddialı olduğu kadar da desteksiz bir yazı.
Yok, sizin insancıl sözlerinize, Anadolu topraklarında olan bitene ilişkin yazdıklarınıza bir diyeceğim yok. Ne var ki boyunu aşan tarihi ve dünü bilmeyen şeyler yazmakta hayli iddialısınız.
“Sakın “onlar da bizi öldürdü” demeyin.
Bunu söylemek gerçekten ayıp.
Rus sınırındaki Ermeni çetecilerle Bursa’daki Ermeni kadının, Adana’daki yaşlı adamın, Sivas’taki bebeğin ne ilgisi var...
Ermeni olmaktan başka?...
Rus sınırında Müslüman Türkleri öldüren Ermeni çeteciler vardı ve öldürdüler.
Onlar da vahşiydi.
Ama Malatya’daki, Bursa’daki, Sivas’taki, Maraş’taki, Adana’daki kadınların, bebeklerin, erkeklerin, ihtiyarların ne alakası var Rus sınırındaki çetecilerle?” diyorsunuz örneğin.
Kocaman bir ayıp bu. Sadece sizin değil Türkiyeli bütün aydınların ayıbı belki de.
Sizin “Rus sınırı” diye yuvarladığınız topraklar bu günün Türkiye Cumhuriyeti toprakları içinde yer alan, Erzincan’dan başlayan Erzurum’a değin devam eden işgal edilmiş topraklarla; o dönemde iki milyonu aşkın insanın yaşadığı ve Rusya’ya bağlı olan Kars- Ardahan –Iğdır- Sürmeli Çukuru’ yani tarihsel adıyla Güneybatı Kafkasya’dır.
Bilmiyorsanız lütfen araştırın, öyle yazın; bırakın işin kolaycılığını. Bırakın Batı’nın size kanıksattığı kendi “resmi” tarihini bizim “resmi” tarihimizin alternatifi ve doğrusu kabul etmeyi.
Bir başka şeyi daha yapmayın: Topyekûncu yaklaşımla ne bir avuç eli kanlı İttihatçı yöneticinin yaptıklarını “Türk”lere mal edin; ne de Anadolu’daki kırımda yaşamını yitiren insanlarla Güneybatı Kafkasya’da estirilen terörün baş aktörleri olan Taşnaksutyun karşı- devrimcilerini “Ermeni” diye eşitleyin.
Bu anlayış dünyaya ve olaylara siyah -beyaz bakan anlayıştır. Bu anlayış bizimkiler –ötekiler ayrımını yapan anlayıştır ve çok tehlikelidir.
Yazınızda bir takım sorular soruyorsunuz:
“Hiç yanınızda karınızın ırzına geçtiler mi?
Hiç kocanızı göğsünden vurup öldürdüler mi gözünüzün önünde?
Bir gece evinizde oturup ailenizle yemek yerken sizi sırf Türksünüz diye yerlerde sürükleyerek götürdüler mi?” diye.
Eğer Kars’lı, Iğdır’lı, Erzurum’lu, Ardahan’lı bir ailenin bireyiyseniz buna ne yazık ki “evet” derdiniz sayın Altan.
İnanmıyorsanız alın Nihat Behram’ın “Miras”ını okuyun. Başka bir şey demiyorum.
Haklı ve doğru bir soru sormuşsunuz; “Sizin anneannenizi, babaannenizi, annenizi, babanızı öldürselerdi, bunu haykırmak istemez miydiniz?
Kendinizi onlara borçlu hissetmez miydiniz?” diye.
Bu satırların yazarının annesinin büyük babası ve ninesinin Taşnaksutyun faşistlerince öldürülmüş olduğunu ayrıntı sayar mısınız bilmem.
Son söz: Elbette siz kendi adınıza O dönemlerde Osmanlı’nın başkentinde oturan, tepkisiz kalan, karşı çıkmayan, İstanbullu Ermeniler dahil Osmanlı aydınlarını ve bu arada dedelerinizi düşünerek “O eski günlerin ansına gözleriniz yaşararak “affedin” diye mırıldanabilirsiniz...” bunu yapmalısınız da.