Ana Sayfa
 
ERKAN KARAGÖZ'ÜN KİTAPLARI



E Dergisindeki Söyleşi

Daha önce Sanat ve İnsan, Adam Öykü, Papirüs gibi çeşitli dergilerde öykü, şiir, eleştiri türünde birçok yazısı yayımlanmış olan Erkan Karagöz, ilk romanı ?Rus Kızı Vasilisa? ile Türkiye tarihinin dönüm noktası olan Birinci Dünya Savaşı ve arkasından gelen Kurtuluş Savaşı öncesinde Kars, Ardahan, Sarıkamış çevresinde gelişen bağımsızlık mücadelesini trajik bir aşk hikayesiyle harmanlayarak anlatıyor. Resmi Türkiye tarihinde yer almayan ve okulda gördüğümüz tarih derslerinde öğrenemeyeceğimiz kimi tarihsel gerçekler kitabın ana eksenini oluşturuyor. Ayastefanos Antlaşması?yla Çarlık Rusya?sına geçen, 1917 Rus Devrimi?nden sonra Türkiye?ye katılana kadar Gürcü, Ermeni ve İngilizlerin üzerinde egemenlik mücadelesi verdikleri Kars ve çevresinde oluşan bağımsız mücadelesi, Rusya?nın ve Çarlık ordusunun içinde bulunduğu karışık durum, sosyalist düşüncelerin yöre insanı arasında gelişimi, önce İttihatçıların daha sonra da Türkiye Cumhuriyeti?nin yörenin kaderine olan ilgisizliği ve kurulduğundan beri Türkiye?nin kamburu olan, Doğu ve Güneydoğu?da hala varlığını sürdüren ağa, bey, aşiret düzeni, göçe zorlanan halklara yapılan haksızlıklar kitapta açık yüreklilikle ortaya konuyor ve eleştiriliyor. Böyle bir ortamda, bir Karapapak genci Şevket?in Rus kızı Vasilisa?ya olan imkansız aşkı ve onun doğup büyüdüğü topraklar üzerinde yaşananlara duyarlılığı, adaletsizlikler karşısındaki başkaldırısı, romanı, somut olaylar çizgisinden kurgusal boyuta taşıyor. Karslı olmanız ve bir dönem tarih öğretmenliği yapmanız, yöreye dair tarihsel bir roman yazmanızda ne kadar etkili oldu? Daha önce yayımlanan bu tür araştırmalarınız da var sanıyorum; mesela, ?Kars ve Çevresinde Aydınlanma Hareketleri ve Sol Geleneğin Tarihsel Kökenleri? gibi... -Sorunuza öncelikle sözünü etmiş bulunduğunuz Kars ve Çevresinde Aydınlanma Hareketleri ve Sol Geleneğin Tarihsel Kökenleri adlı yapıtımın ortaya çıkışından söz ederek yanıt vermeye başlamak istiyorum. Çünkü bu çalışma doğrudan romanımla ilgilidir . Evet tarih öğretmeni olmamın,tarih eğitimi almış olmamın bu kıtap çalışmasının ortaya çıkmasında yadsıyamayacağım ölçüde önemi var . Ne var ki beni böyle bir çalışmaya iten şey dediğim gibi tam da ?Rus Kızı Vasilisa? adlı romanımdır. Yani Karslı olduğum ve tarihsel bir çalışma yapmak istediğim için ortaya çıkmadı bu çalışma. Ben romanımı kurmaya başladığımda romanımın tarihsel-zamansal-sosyal zeminini doğru kurmam gerektiğini gördüm. Yani anlatacağım şey bir toplumun ,bir yörenin yaşanmışlığıydı. Öyleyse doğru yapmalıydım. Yani ben bu romanı hiç bir inceleme yapmaksızın,sevda öyküsünü öne çıkararak daha harcıalem bir biçimde yazabilirdim. Ben zor olanı seçtim. Oturup önce romanda ele almayı düşündüğüm zamansal-tarihsel kesiti inceleye başladım. Yani önce yöremin tarihi öğrendim. Sonra romanımı bu tarihsel-zamansal olgular zemini üzerinde işlemeye başladım. Çünkü ben yaptığım işe saygılı olmam gerektiğini düşünüyordum. Çünkü ben yok sayılan,unutturulan geçmişinin romanını yazacaktım .Bunu en iyi biçimde yapmaya çalıştım . Bunu Türkiye edebiyatında sanıyorum ilk kez ben yapıyorum. Tarihsel bir döneme oturtulacak anlatının tarihsel zeminini çık iyi öğrenmek için bir ön tarih çalışması yapmaktı bu. Bilirsiniz Puşkin Yüzbaşı?nın Kızı adlı yapıtını yazmadan önce Pugaçov isyanının tarihi adını taşıyan ön tarih çalışması yapmış ,sonra oturup romanını bu tarihsel doğru zemine oturtarak yazmıştır . Ben bunu ?a bende böyle yapayım,? diye yapmadım. Bu bir zorunluluk olarak karşıma çıktı. Çünkü benim kentimin tarihi bilinmiyordu. Önce onu bilmek ,romanımı bunun üzerine inşa etmek gibi zorlu bir çalışma yapmam gerekti. Karslı olmamın böyle bir romanın ortaya çıkmasında önemi oldukça büyük. Karsı olmam benim zenginliğimdir ve Karslı olmayanın böyle bir dönemi yazmasının da zor olduğunu düşünüyorum Kitabınıza konu olan dönemde Osmanlı toprakları tam bir karmaşa içinde, aynı şekilde Rusya ve Kafkaslar da öyle. Çoğu kitaba baktığımızda özellikle o dönemde Rusya?da meydana gelen devrimin yöre halkları üzerindeki etkisinin gözardı edildiğini görüyoruz. Oysa siz büyük bir açıklıkla Rus devriminin etkisini ele almışsınız. Sadece tarihsel gerçeklerin verilmesi de değil; aynı zamanda Kars ve yöresinde Türkiye?ye katıldıktan sonra meydana gelen olaylara, antidemokratik davranışlara, kurulan düzenin adaletsiz yanlarına karşı da büyük bir eleştiri var kitapta. Kitapta, Kars ve yöresi Türkiye Cumhuriyeti?ne katıldıktan sonra yapılan uygulamaları gördükçe hayal kırıklığına uğrayan kitabın kahramanı Şevket?in sorgusu ve başkaldırısı yükseliyor. Dağa çıkmayı tercih eden arkadaşları vasıtasıyla kendi adaletlerini yaratmaya çalışıyorlar. Şöyle bir soru geliyor akla; bu tür davranışlar her zaman baskının ve adaletsizliklerin artmasıyla sonuçlanmaz mı? Bu ülkenin sorunu da bu sanıyorum, bir takım insanların ve grupların çıkarları her zaman toplumun çıkarlarının üzerinde tutuluyor. Bunu, Türkiye Cumhuriyeti?nin kuruluş aşamasında gerçekleşmiş olan büyük bir hata olarak mı görüyorsunuz? Ben yapıtımda gerçekçi doğrultuyu oturtabilmek için olabildiğince kendime ait şeyleri kahramanlarıma söyletmemeye ,yaptırmamaya çalıştım. Sanıyorum bunu bir ölçüde de başardım. Eğitmek ,öğretmek, böyle yapılması gerekirdi dedirtmek için yazmadım hiç bir zaman . Yani benim kendime ait doğrular açısından vermeye çalışsaydım, romanımın kahramanını sosyalizmi çok iyi bilen, siyasal ?yaşamsal hata yapmayan bir kahraman olarak da ele alabilirdim. Ama bunu hiç bir zaman yeğlemedim. Evet benim romanımda Şevket ve arkadaşları Cumhuriyet?e katılıştan sonra yükselen haksızlıkların karşısında bireysel tepkiler veriyor, sizin deyiminizle ?dağa çıkmayı tercih eden arkadaşları vasıtasıyla kendi adaletlerini yaratmaya? çalışıyorlar. Ben burada adaleti kendilerinin sağlamasını yüceltmiyorum. Ama ortalama insanın çaresiz ,örgütsüz kalmış bir insanın; dahası insanların yaptıklarını aktarıyorum . Ben isteseydim Şevket?i ve arkadaşlarını,öldürülene değin Karsa sıkça gelen, mitingler ,toplantılar düzenleyen,Türkiye?ye sık sık gelen TKP?lilerle,Mustafa Suphi?yle de tanıştırabilir ,daha soy söylemlerle sosyalist kahramanlar yaratırdım. Ne var ki bu ?gerçek? olmazdı. Benim kahramanım hepimiz gibi biri . ?Bu tür davranışlar her zaman baskının ve adaletsizliklerin artmasıyla sonuçlanmaz mı ?? diye soruyorsunuz. Milis geleneğinden gelen,bütün bildiği çekirdek örgütlenmeyle birkaç inançlı insanın savaş vermesi olan kişilerin bundan daha farklı bir şey yapması beklenmemelidir . Aslında onlar köşeye sıkışan insanın yapacağı şeyi yapıyorlar ve yaptılar .Fakat ben bunu yüceltmiyorum. Olması gerekeni ,bu duruma neden ve nasıl gelindiğini romanımın bir çok yerinde kahramanlarımın özellikle de Şevketin ağzından aktarmaya özen gösterdim. Benim düşünceme göre bu tür bireysel çıkışlar tepkiler baskıyı ve adaletsizliği artırmaz mı diye soruyorsanız ve bunu bugünkü değerlerimiz içerisinde soruyorsanız elbette böyle yapmamak gerekir ,örgütlü bir toplum için demokratik tepkileri örgütlemek ,dile getirmek,demokratik mücadele yöntemlerini kullanmak gerekir,derim. Ne var ki eğer dönem,devletin daha yeni yeni egemenlik kurmaya çalıştığı bir dönemse ;dahası devletin bile sözü doğru dürüst geçiremediği, toplum hayatında egemen olamadığı bir dönemse ;siz hizmetçisini döve döve öldüren ağaya ,bey?e karşı halkı demokratik bir cephede,siyasal bir çerçevede örgütleyemezsiniz. Bunun zemini yoktur .Bu oldukça ultra- ütopik olurdu. Size bir şey itiraf edeyim; o koşullarda ,o ruh hali içerisinde ben de onlar gibi yapardım! ?Bir takım insanların ve grupların çıkarları her zaman toplumun çıkarlarının üzerinde tutuluyor. Bunu, Türkiye Cumhuriyeti?nin kuruluş aşamasında gerçekleşmiş olan büyük bir hata olarak mı görüyorsunuz?? diye soruyorsunuz. Doğrusu bunun bir hata değil, tercih olduğunu düşünüyorum. Sınıfların olduğu bir toplumda elbette ki sınıfların ve gurupların ?hangisi güçlüyse- çıkarları baskın geliyor. Kitabın bir başka boyutu, sanırım tarihteki en büyük ironilerden biri, savaşa karşı oldukları için bir halkın oradan oraya sürülmesi. Malakanlar, görünürde gençlerini askere vermedikleri ve savaşa karşı oldukları, özünde ise Bolşevizm propagandası yaptıkları düşünüldüğü için Rusya?ya geri sürülüyorlar. Sanırım göçe zorlama yoluyla insanları pasifize etme politikası, Cumhuriyet?in ilk yıllarında oldukça yaygın olarak kullanılan bir yöntem. Sizin kitabınızda bu konuya yer verme amacınız ise, sol düşüncenin o yıllardaki gelişiminin nasıl engellendiğini ortaya koymak olabilir mi? Kitabımda bir halkın bizimle;dedemiz ninemizle,annemiz,babamızla dostluklarını ,barışçılıklarını, ellerindeki bütün olanakları paylaşmış Malakanların dramına yer vermeyi istedim. Bunu hem o halkın Karsın sosyal ?tarihsel geçmişinin ayrılmaz bir parçası olması nedeniyle, hem de ve aslında o halka, Malakan halkına olan borcumu ödemek için yaptım. Kafkasları,benim yöremi anlatan ve içerisinde Malakan halkının olmadığı bir tarihsel roman yazmak ,domatessiz menemen yapmakla eşdeğerdir. Malakan halkı öğretileri gereği ,inançları gereği komünal bir yaşam felsefesini benimsemiş bir halk. Onların büyük çoğunluğunun Bolşevizme yönelmesinin temelinde bu yatıyor . Ama benim kitabımda bu halka yer vermemin nedeni salt bu değil . Salt sürülmeleriyle amaçlanan sol düşüncenin gelişiminin nasıl engellendiğini aktarmak değil . Onlar benim romanımda,bize paylaşmayı,dostluğu, hoşgörüyü, tarımı, ziraatı, aynı mezarlıkta yan yana olma inceliğini öğrettikleri için varlar . Şevket?in o büyük at sevgisi ve atlar, özellikle de bir tanesi; sadece geceleri dışarı çıkarılan ve son derece hızlı koşabilen Azamet. At ve at sevgisini bir anlamda bağımsızlık ve özgürlüğe yapılan bir vurgu olarak kabul edebilir miyiz? Doğrudur.At sevgisi özgürlüğe olan tutkudur bence. Bir atı, sevdiğiniz insan a duyduğunuz sevgi inceliğinde sevebilirsiniz. Özgürlüğünüzü sevdiğiniz gibi seversiniz. Bir atı, kedi-köpek sever gibi sevemezsiniz. En azından at öyle sevilmez. Bu anlamda evet; Azamet hepimizin peşinden koştuğu bir kuşuçumu uzağımızdaki özgürlüğümüzdür . Romanda, Şevket ve Vasilisa?nın tanışmaları, aralarında gelişen ilişki, kitaptaki siyasal zemini hazırlamak için kurulmuş gibi görünüyor. Bu ilişki çok yer kaplamıyor. Bunu bilinçli olarak mı yaptınız? Yoksa, hani roman yazılmaya başlandıktan sonra artık kendi kendini yazdığı bir aşama vardır, üzerindeki denetiminizi yitirirsiniz; buna dayanarak soracak olursak, ağırlık noktanızı romanın kendisi mi belirledi? Bu roman beş yılımı aldı. Bu beş yıl içerisinde yıkıldı yeniden yapılandı, değişti dönüştü. Bu romanda her şey bulanıktır bir sis perdesinin ardındadır .Bunu bilerek yaptım. Doğrudur Vasilisa?yla Şevketin aşkı çok yer kaplamıyor. Ama zaten hayat da öyle değil mi? Benim romandaki aşk,gizli gizli büyüyen, uğun uğun, yavaş yavaş büyüyen; sönümlenen başka bir şeye dönüşen ,küllenen tam küllendiği anda canlanan bir şey . Yaşamı bir bütün olarak verdiğinizde aşk ayrıntılarda gizlenir. Ben bir ülkenin,bir döneminin,bir kuşağın sosyo-kültürel yaşantısını vermeyi amaçladım. Benim derdim toplumsal gerçekliğimizi verebilmekti. Bırakın aşkları, roman kişileri de birer ayrıntıdır . Hepsi bir başka şeyin açıklamasıdır aslında. Romanınız iki cilt halinde yayımlanıyor. İlk bölümde Vasilisa ön planda değil. Daha çok Şevket?i, onun bağımsızlık mücadelesi içindeki yerini ve gelişen siyasi olayları görüyoruz. Ancak Şevket?in hikayesi ilk bölümde bitmiş görünüyor. İkinci bölümde Vasilisa?nın hikayesiyle mi karşılaşacağız? Hayır Vasilisa yine ilk planda yer almayacak. Çünkü benim romanımda toplumsal yapıdaki gelişmeler dönüşümler ağırlıklı olarak yer alıyor . Bizler toplum yaşamında ne kadar ayrıntıda kalıyorsak Vasilisa da öyle olacak . Benim kitabımı okuyanlar,örtülen saklanan toplumsal gerçekliğimizle karşılaşacaklardır . Amacım da bu. Bu soruyu sormanızda sanıyorum biraz da kitabın tanıtım yazısında aşkın ön plana çıkarılışının etkisi var. Ama Rus Kızı Vasilisa iki kişi arasındaki aşkın değil , toplumsal dönüşümümüzün,değişimimizin ,başkalaşımımızın;yeniden doğuşumuzun romanı olmak iddiasında. NOT: Erkan Bey, telefonda da belirtmiş olduğum gibi biraz rahatsızım. Bu yüzden kitap üzerinde tam hakimiyet kuramamış olabilirim. Eğer yazdıklarımda ve sorularımda bazı hatalar ya da eksiklikler varsa, lütfen düzeltin. Atladığım noktalar olabilir, belirtmek istediğiniz ya da eklemek istediğiniz bir şey varsa, lütfen belirtin. Teşekkür ederim. Saygılarımla...